CD4 T hücreleri bağışıklık sisteminin düzenleyici hücreleridir. Vücut bir virüs veya bakteriyle karşılaştığında bağışıklık yanıtının yönlendirilmesini, diğer hücrelerin aktive edilmesini ve savunmanın doğru şekilde ilerlemesini sağlar. HIV özellikle CD4 hücrelerini hedef alır ve bu hücrelerin içine yerleşerek çoğalır. Bu durum zamanla CD4 seviyelerinin azalmasına ve bağışıklık sisteminin dengesinin bozulmasına yol açar.
CD8 T hücreleri enfekte hücreleri tanıyan ve yok eden öldürücü hücrelerdir. HIV enfeksiyonunun başlangıç döneminde CD8 hücrelerinin sayısı artar çünkü vücut virüse karşı güçlü bir savunma tepkisi verir. CD8 artışı ilk aşamada koruyucudur ancak uzun süre yüksek kalması bağışıklık aktivasyonunun ve inflamasyonun arttığını gösterir. Tedavi başladıktan sonra CD8 aktivasyonu kademeli olarak azalır ve bağışıklık sistemi daha sakin bir yapıya döner.
CD4/CD8 oranı, bu iki hücrenin birbirine göre dengesini gösteren bir ölçüdür. Oran CD4 sayısının CD8 sayısına bölünmesiyle hesaplanır. HIV bulunmayan sağlıklı bireylerde oran genellikle 1.0 ile 2.5 arasındadır. HIV enfeksiyonunda CD4 azalırken CD8 yükseldiği için oran düşer ve birçok kişide tanı anında 0.3 ile 0.7 seviyelerinde olabilir.
Tedaviye başlandıktan sonra virüs baskılanır ve bağışıklık sistemi zaman içinde toparlanmaya başlar. CD4 hücreleri yavaşça yükselir, CD8 hücreleri de tedaviyle birlikte aşırı aktivasyondan çıkar. Ancak CD4/CD8 oranı tedavinin en hızlı toparlayan göstergesi değildir; çoğu kişide oran aylar veya yıllar içinde kademeli olarak yükselir. Bu süreç kişiden kişiye büyük farklılık gösterebilir.
CD4/CD8 oranının zaman içinde artması, bağışıklık aktivasyonunun azaldığını ve bağışıklığın daha dengeli bir yapıya yaklaştığını düşündürür. Ancak uluslararası rehberlerde belirlenmiş "iyi oran" ya da "hedef değer" bulunmamaktadır. Oranın kaçta olacağı kişisel bağışıklık yapısına, yaşa, tedavi süresine ve CD8 aktivasyonunun düzeyine göre değişebilir. Bazı kişilerde oran hiçbir zaman 1.0'ın üzerine çıkmasa bile tedavi son derece başarılı şekilde devam eder ve bu durum olumsuz bir anlam taşımaz.
CD4/CD8 oranı ayrıca inflamasyon ve bağışıklık yaşlanmasıyla ilişkili bir göstergedir. Düşük oranların daha yüksek bağışıklık aktivasyonu ve inflamasyonu yansıttığı düşünülürken, tedavi süreci ilerledikçe oranın yükselmesi bu durumların da azalabileceğini gösterir. Bu nedenle oran sadece HIV kontrolünü değil, genel bağışıklık dinamiğini anlamaya da yardımcı olur.
Bazı araştırmalarda CD4/CD8 oranı daha yüksek olan bireylerde HIV rezervuar seviyelerinin de daha düşük olabileceği bildirilmiştir. Bu ilişki kesin değildir ancak bağışıklık sisteminin daha düzenli çalışmasının uzun dönem viral kontrol üzerinde olumlu etkiler yaratabileceği düşünülmektedir.
Erken tedavi başlamak oran toparlanması için avantaj sağlar çünkü bağışıklık sistemi virüsün uzun süreli etkisine maruz kalmadan toparlanma şansı bulur. Bununla birlikte, oran toparlanmasının hızı kişisel farklılıklara bağlıdır ve tedaviye tam uyum bu sürecin en belirleyici faktörüdür.
Sonuç olarak CD4 ve CD8 hücreleri HIV enfeksiyonunda bağışıklık yanıtının temel bileşenleridir. CD4/CD8 oranı ise bu yanıtın ne kadar dengelendiğini anlamaya yardımcı olan tamamlayıcı bir göstergedir. Tedavi altında bu oranın zaman içinde yükselmesi bağışıklığın sakinleştiğini, aktivasyonun azaldığını ve uzun dönem sağlık açısından daha olumlu bir sürece girildiğini düşündürür, ancak herkes için geçerli tek bir ideal değer yoktur.